Aynı Biçimde Anlamı Nedir? – Bir Genç Yetişkinin Derinlemesine Sorusu
Bazen hayatımda o kadar ilginç anlar yaşanıyor ki, dönüp bakınca bir şeylerin gerçekten “aynı biçimde” olup olmadığı konusunda kafam karışıyor. Ya da belki de “aynı biçimde” derken ne demek istediğimizi hiç sorgulamıyoruz, sadece bir kelimeyle geçiştiriyoruz. Gerçekten de “aynı biçimde anlamı nedir?” sorusunun altı o kadar derin ki, bazen bir kahve içerken bile bu tür sorularla kafamı kurcalıyorum. İzmir’in sıcak yaz akşamlarında, hadi diyelim bir kafe köşesinde, bu soruyu düşünürken birden esprili bir bakış açısıyla olaylara yaklaşıyorum. Ama bir bakmışım, bu soru, tamamen anlamını kaybedip içsel bir felsefi yolculuğa dönüşüyor.
Aynı Biçimde Anlamı Nedir? Cevap: Tam olarak bu!
İlk başta, “Aynı biçimde anlamı nedir?” sorusu bana sanki bir şaka gibi geliyordu. Hani şu klasik, herkesin “Aynı şekilde, aynı şekilde” diye tepki verdiği o anlar var ya, işte o tür bir şeydi. Mesela arkadaşım Ahmet’le geçenlerde bir kafede buluştuk. Her zaman olduğu gibi, bir şeyin hakkında konuştuk ve Ahmet birden bana dedi ki: “Ya, hep aynı biçimde takılıyoruz, sürekli aynı şeyleri yapıyoruz, hep aynı…”.
Ben de dedim ki: “Aynı biçimde? Hadi ya, senin ne anlamda aynı biçimde dediğini düşünüyorsun?” Ahmet yüzünü buruşturup düşündü. Ne demek istediğini gerçekten anlamaya çalışıyordu. Ama işin komik kısmı, hiçbirimiz tam olarak neyi kastettiğimizi biliyorduk. Neyse, konuyu değiştirdik ve başka bir şeye daldık ama “Aynı biçimde” kelimesinin ne kadar sıradan gibi göründüğü ama aslında o kadar geniş bir anlam taşıdığı konusunda bayağı düşündüm.
İçsel Bir Monolog: Aynı Biçimde, Hadi Ama!
Aynı biçimde derken ne demek istiyoruz aslında? Her şeyin tekdüze olduğu, değişmediği bir hayat mı? İstediğimiz şey aslında bir tür monotonluk mu? Ya da bazen “aynı biçimde” dediğimizde, bir şeyin biz fark etmeden aslında çok daha derin bir anlam taşıyıp taşımadığına karar veriyor muyuz? Tam da bu noktada, bazen kendimle konuşmaya başlıyorum.
İç sesim: “Oğlum, burada oturmuşsun, sana ‘aynı biçimde’ dediklerinde ne anlam ifade ettiğini çözmeye çalışıyorsun. Bunu dert etme. İnsanlar sürekli ‘ayrı kalmasın’ diye aynı şeyleri yaparlar, aynı mekânları tercih ederler. Ya da bazen, gerçekten hiçbir şey değişmesin diye aynı şeyleri tekrarlayıp dururlar. Bunu düşünme, yazıya gir, bir şekilde buna takılma.”
Beni tanıyanlar bilir, biraz espri yapmayı severim. Bu yüzden düşündükçe daha da eğleniyorum. Aynı biçimde dediğimizde gerçekten neyi kastettiğimizle ilgili her şey birden absürd hale gelmeye başlıyor. Mesela şu an oturduğum kafe, bir arkadaşımın favorisi. Aynı masada, aynı köşede oturuyoruz. Aynı menüden sipariş veriyoruz. Ama günün sonunda gerçekten “aynı biçimde” miyiz? Ya da her şeyin bu kadar tekrarlanmasının bize nasıl bir anlam kattığını sorguluyor muyuz? Belki de sadece bizim “değişmeyen” ruh halimiz, “aynı biçimde” olmayı tercih etmemizi sağlıyor.
Gündelik Hayattan Bir Anı: Aynı Biçimde Olmak
Aslında, aynı biçimde anlamı nedir sorusuna çok basit bir cevap verebiliriz: Hayatın içinde yer alan tekrarlar. Ne demek mi istiyorum? Geçenlerde, hafta sonu yapacak bir şey bulamayınca, her zamanki gibi sinemaya gittim. Film başladığında, sinemada her şeyin ne kadar aynı olduğunu fark ettim. Hani şu herkesin koltuklarında oturduğu, popcornları yiyip bir yudum içki içtiği o “aynı” ortam var ya, işte tam o an, kafamda şunu düşündüm: “Bütün bu insanlar burada, aynı şeyleri yapıyor, aynı yerleri tercih ediyor, ama aslında ‘aynı biçimde’ olmak insanları nasıl bir hale getiriyor?”
Örneğin, ben birisiyle buluştuğumda genellikle aynı kafe, aynı masada, aynı sırayla otururum. Artık “görüşme” denince, aklımda bir rutin beliriyor. “Aynı biçimde” olmak, bir anlamda hep aynı konforu yaşamak demek. Ama belki de bu sadece benim hissettiğim bir şey. Çünkü her şeyin devamlılığını sağlamak, insanın aslında en doğal isteği olabilir. Aynı şeyleri yapmak, değişimden korkmak gibi bir şey belki de. Kim bilir, belki bu yüzden insanlar “aynı biçimde” kelimesini en çok kullandıklarında, bir rahatlama ihtiyacı hissediyorlar.
Komik Bir Gözlem: Değişimin Gözlemlerimle Dansı
İçsel bir monolog başlattığımda, komik bir şey daha fark ettim. Gerçekten, bazen “aynı biçimde” dediğimizde, aslında bir şeylerin değişmesini istemediğimiz çok açık. Bir arkadaşımın ilişkisini gözlemlediğimde, “Aynı biçimde”yi en çok kullandığını fark ettim. Hani, her seferinde benzer şekilde, “Aynı şekilde devam ediyorum, değişen bir şey yok” derken, aslında hayatındaki küçük değişimlere göz yumuyordu. Bazen değişim korkutucu olabilir, fakat alıştığımız her şeyin aynı kalması bizi o kadar güvende hissettiriyor ki, “Aynı biçimde” diyerek her şeyin yolunda olduğunu düşünüyoruz.
Sonuç: “Aynı Biçimde” Gerçekten Ne Demek?
Yani işin özü şu: “Aynı biçimde” dediğimizde, aslında çok şey anlatıyoruz. Bazen bu, rahatlık ve güven arayışı, bazen de değişimin kabullenilememesiyle alakalı bir şey. Ama her halükarda, her “aynı biçimde” dediğimizde aslında hem toplumsal bir bağ kuruyoruz hem de bir tür içsel huzursuzluğu bastırıyoruz. Sonuçta, bir şeyin “aynı biçimde” olmasının anlamı, biz neye ihtiyaç duyuyorsak ona göre şekilleniyor. Bence, belki de “aynı biçimde” dedikçe, o alışkanlıklar aslında bir tür içsel sorgulamanın başlangıcı oluyor. Ya da belki de sadece, bir kahve içerken birbirimize bağırarak söylediklerimiz.