Hadi Veresiye Ödenmezse Ne Olur?
Veresiye, her zaman bir nevi “gizli anlaşma” gibi olmuştur. Hani, dükkânda alışveriş yaparsın, biraz borç yazdırırsın ve “sonra hallederiz” dersin ya… Sonra bir bakarsın, bir hafta geçmiş, iki hafta geçmiş, ama o borç hâlâ seni takip ediyordur. “Hadi veresiye ödenmezse ne olur?” diye sormak istiyorsanız, demek ki bu konuda biraz tecrübe edinmişsinizdir. Ama sizinki o kadar da kötü bir durumda değil! Yazının sonunda bu veresiye işinin ne kadar tatsız bir hal alabileceğini keşfedeceksiniz.
Veresiye: Bir Dostluk Hikayesi Mi, Yoksa Zamanla Büyüyen Bir Korku Mu?
İzmir’de büyüdüm. Yani sokakta, pazarda, bakkalda, her köşe başında bir “veresiye” anlaşması vardı. Özellikle bakkallar… O bakkal köşesindeki akşam sohbetlerinde; “Hadi, veresiye ödenmezse ne olur?” sorusu çokça sorulurdu.
Bir gün, bakkala gittim, birkaç paket cips alacağım. Üzerimde param yok, ama madem burası bizim mahalle, sorun yok dedim. “Ağabey, veresiye yazsanıza, sonra öderim.” dedim. Bakkal da “Yine ne alıyorsun?” diye sormadan yazdı.
Bir hafta sonra gittim, yine ödememek için bahaneler ürettim, ikinci hafta gittiğimde bakkal biraz daha soğuklaşmıştı. Üçüncü hafta ise bir de ne göreyim, bakkal o kadar işin içine girmiş ki, veresiye listesinde benle ilgili “Kara Liste” kısmına yeni bir satır eklemiş.
O gün, anladım ki, “veresiye” denen şey, sadece dükkân sahipleri için değil, senin de sosyal hayatını etkileyen bir faktör.
Bir Veresiye Olarak Sosyal Hayat: Kendi Kendine Geri Dönme Döngüsü
Veresiye konusunda başına gelen her olay, bir başka anıya dönüşüyor. “Bir insanın borcunu ödememesi, bir başkasının hayatını nasıl etkiler?” sorusuna yanıt ararken, sanırım en büyük dersimi de burada aldım. Borcunu ödemediğinizde, etrafınızdaki insanların size olan güveni azalır. Ama işin komik tarafı, başta “Bu borcu ödeyemem” dediğinizde, gerçekten de hiç düşünmeden espri yapar, “Oha, bu hafta yaza kadar ödeyemem” falan derken… Bir bakmışsınız, o espriler gerçek olmuştur.
Evet, haklısınız, ama o “veresiye ödenmezse ne olur?” sorusu buradadır. Ödemediğinizde, sadece bakkala ya da kafeye karşı borçlu kalmazsınız. O veresiye, bir tür toplumsal kredi sistemine dönüşür. “Aaa, bu çocuk, geçen hafta da parayı ödeme demişti, bakkala borcu var.” diye duyarlar.
Veresiye işini bir de sosyal medyada düşünün: “Günlük story paylaşıp, ‘Aman, şunu aldım, bunu aldım’ yazarken, o borç ödenmediği sürece, bir gün duvarınıza yazılmış bu yazıyı göreceksiniz: ‘Benden borç alıp ödemeyen kişi, her zaman bankamatik önünde selfie çekerken de borçlu kalır!’ Evet, gözleri, borcu unutan insanın üzerinden okur. Yani sosyal yaşamda da bir takım “veresiye” dedikoduları başlar, ve siz farkında bile olmazsınız.
“Hadi, Veresiye Ödenmezse Ne Olur?” Bunu Gerçekten Bilmiyorum Ama Şimdiye Kadar…
Şimdi gelin, “Hadi veresiye ödenmezse ne olur?” sorusunun cevabını bulalım. Durumun çok basit bir cevabı yok, çünkü insanlar birbirine bağlı olarak yaşıyor. Ama birazcık mizahi bir gözle bakınca, şunlar aklıma geliyor:
1. Küçük Bir Çatışma Başlar: Önce işler çok düzgün gidiyordur. Sonra borç ödenmezse, bakkal gözlüklerini çıkarıp “Hadi ama!” der, sonra “Yok, ödeyemem şimdi” yanıtını alır. Tam orada, bir sosyal dram başlar. Bu dram da bakkaldan başlar, kafeye sıçrar, sonra arkadaş gruplarına yayılır.
2. Sürekli ‘Unuttum’ Bahaneleri: İşte veresiye, en büyük korkusu olan “unutmak”la başlar. Üzerine soğuk espriler, ‘Ay yine unuttum’lar eklenir. Ödememenin verdiği vicdan azabını yok etmek için, “Ne olacak, bir gün halledeceğim zaten!” demek iyi bir çözüm değil.
3. Kendini Savunmak: Eğer veresiye birikir ve bir arkadaşınız size “Hadi bu borcu öde, kaç hafta oldu?” derse, tam da o an duygusal anlamda bir savaş başlar. Kişi bir anda içinde “Yine mi benimle uğraşıyorlar?” diye sorgulamaya başlar. Ama işin garibi, bu kadar borcun arasında, kendinizi savunma hakkınız da yoktur! Ya da haklı olduğunuz bir nokta varsa, unutun!
4. Kendinize Söz Verirsiniz, Ama Uygulamak Zor: İnsan, veresiye ödeyemez ama kendisine hep söyler: “Bir dahaki alışverişi nakit yaparım.” Ama yine borç birikir ve nihayetinde bir çukurda debelenirsiniz.
5. Kafelerde Geceyi Geçirirsiniz: Veresiye borçları ödenmemiş bir kişi için akşam yemeği yediğiniz yerde sırf kendinizi ödüllendirme isteğiniz, “Ya, geç ödeyebilirim, bir hafta erteleyeyim” diyen tipik tavır almanıza sebep olur. Çevrenizdeki herkesin de bu durumu fark ettiğini bilirsiniz.
Veresiye, Kültürümüzde Nasıl Evrildi?
Veresiye sistemi aslında Türkiye’de sıkça rastlanan bir durum. Kültürümüzde, insanlar arası ilişki, borçlu olma ile de yoğrulmuş bir süreç. İzmir gibi büyük şehirlerde, bakkalda, pastanede, hatta şarküterilerde bile “veresiye” ile karşılaşmak mümkündür. Ama, buna hiç takılmayan ve hemen ödeyen insanlar da vardır. Ne yazık ki, veresiye, zamanla gelişen borç ilişkilerinin yerini almış gibi olmuştur.
Sonuç: Veresiye Ödenmezse Ne Olur?
İşin sonunda, veresiye ödenmezse işler biraz ciddileşebilir. Bakkalda başlayan bir borç, sosyal ilişkilerinizi etkileyebilir. Zaten bir süre sonra o borcu ödeme dürtüsüyle “Hadi, veresiye ödenmezse ne olur?” sorusunun cevabını ararken bulabilirsiniz kendinizi. Ama belki de en iyisi, bir dahaki sefere veresiye değil de, nakit ödeme yapmayı tercih etmektir. Hem kimseye borçlu kalmazsınız, hem de vicdanınız rahat olur.
Unutmayın, borç ve veresiye, hayatı biraz daha karmaşık hale getirebilir. Ama bir de ödeyebileceğiniz bir borcun vereceği rahatlık var tabii. O yüzden, “veresiye” denen durumun tadını çıkarın… Ama dikkat edin, bitmeyen borçlar sosyal hayatınıza pek de keyif katmaz!