Eskiz Defterlerinin Boyutları Nelerdir? Hayatımın Bir Yansıması
Hayat, bazen bir kağıda dökülmek kadar basit, bazen de bir tuvali doldurmak kadar karmaşıktır. Kayseri’nin serin sabahlarında, sokakların hafif sisle kaplanmış olduğu anlarda eskiz defterim hep yanımda olur. Kimilerine göre bu defterlerin boyutları önemli değildir; ama bana göre her sayfa, her köşe, her çizgi, her kıvrım… kendi içimdeki dünyayı yansıtmanın bir yoludur. Eskiz defterlerinin boyutları nelerdir? Benim için çok büyük anlam taşır; çünkü onlar sadece çizimlerin değil, duygularımın da bir yansımasıdır.
Büyük Başlangıçlar ve İlk Eskiz Defteri
Hatırlıyorum, ilk eskiz defterimi aldığım günü. Kayseri’de bir kahve dükkanında, önümde bir fincan sıcak kahve ve yanımda bir heves vardı. Bu defterin boyutu oldukça büyüktü; 24×32 cm. Yani, kocaman. İçinde çizim yapmanın büyük bir heyecanını, özgürlüğünü hayal ediyordum. O ilk sayfayı çizerken, ellerim titriyordu. Ne çizeceğimi bilmiyordum ama çok şeyi hissediyordum. O anın heyecanı, beni o defterin her sayfasına taşımaya yetti.
İlk başlarda çizimlerim kaba saba, derli toplu değildi. Belki de tüm bu çizimler, hayatın ne kadar dağınık olduğunun bir yansımasıydı. Eskiz defterimin büyüklüğü bana daha fazla alan sunuyor, daha fazla düşünceyi aynı anda şekillendirmeme olanak tanıyordu. O defterin içinde bazen sadece birkaç çizgi, bazen de karmaşık bir manzara vardı. Ama her bir çizgi, o anki duygumu anlatıyordu. Çizimlerin boyutları, içimdeki büyük hayal kırıklıklarını ve umutları ne kadar güzel şekilde ifade edebileceğimi anlatıyordu.
Küçük Defterler ve Küçük Düşünceler
Eskiz defterimin boyutlarının büyüklüğü, zamanla hayatımın yoğunluğuyla değişti. Bir süre sonra, çok büyük defterlerin gözümü korkuttuğunu fark ettim. O büyük sayfalara bir şeyler koymak, onları doldurmak zor bir hale gelmişti. Bir gün, Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken küçük bir defter gördüm. Bu defter yalnızca 12×16 cm boyutlarındaydı. Küçücük, taşınması çok kolay. Hem de her an her yerde kullanılabilecek kadar pratiktir.
Başta bunu çok küçümsemiştim. “Bunlarla ne çizim yapılır ki?” diye düşünmüştüm. Ama bir gün denemek istedim. O küçük defterle yürüyüşe çıktım. Bir çiçek, bir çakıl taşı, bir kedinin geçişi… Her şeyi hemen o küçük deftere aktarmak istedim. Bir anda fark ettim ki, bu küçük defterin küçüklüğü, bana daha fazla şey anlatıyor, daha yakın, daha duygusal hissettirdi. Her bir çizim, sanki içimdeki kaybolmuş anıları bulmuş gibiydi. O küçük defterde, duygu daha yoğun, renkler daha parlak, çizgiler daha özgürdü. O gün, eskiz defterinin boyutunun sadece fiziksel bir ölçü değil, ruhsal bir dengeyi sağladığını fark ettim.
Hayal Kırıklıkları ve Yeni Defterler
Zamanla büyüdüm, eskiz defterlerim de büyüdü. Ancak, bir şeyleri kaybettiğimi hissediyordum. İlk defterlerimdeki o samimi ve içten hisleri, yeni defterlerde bulamıyordum. Ne çizimlerin boyutları ne de defterlerin tasarımı artık bana aynı duyguyu vermiyordu. Eskiz defterlerim artık çok büyük, çok kompleks bir hale gelmişti. Daha önce basit olan her şey, bir anda karmaşıklaşmıştı.
Bir sabah, eski bir defteri açtım. O eski sayfalarda, duygusal bir boşluk hissettim. Kayseri’nin soğuk havası, o an içimi biraz daha dondurmuş gibiydi. Yıllarca nehir gibi akıp giden zamanın, çizgilerimle ne kadar uzaklaştığını fark ettim. O eski defteri, kaybolmuş olan o ilk duyguları tekrar bulmak için açtım. Eski defterim, ne kadar büyük ve karmaşık olursa olsun, hala bir şeye hizmet ediyordu. Ama artık o defterin boyutları bana, eski zamanlardan kalan bir parça anı gibi görünüyordu.
O an, defterlerin boyutlarının sadece bir nesne olmadığını, bir dönemin, bir duygunun, bir hayalin boyutu olduğunu anladım. Çizdiğim her şey, yaşadığım her duyguyu içinde taşır. Belki defterlerin boyutları fiziksel olarak değişebilir ama o duygusal evrim hep aynı kalır.
Büyük ve Küçük Defterler Arasında Bir Yolda
Hayatımda, eskiz defterlerinin boyutları daima değişti. Zaman zaman büyük bir defterin içindeki büyük hayallere kapıldım, zaman zaman ise küçük defterimdeki küçük anılara sığındım. Ama her defter, beni bir yerlere götürdü, her biri bir yolculuğa çıkarıp farklı bir bakış açısı sundu. Küçük defterin içinde Kayseri’nin sokaklarını, büyük defterin içinde ise dağları çizdim. Hepsinin benim içimdeki çok farklı yönleri yansıttığını fark ettim.
Bir an, kendi eskiz defterlerimle ilgili düşündüm; büyük boyutlardaki defterler bana kaybolmuş bir dünyanın büyüklüğünü hatırlatıyor, küçük boyutlardakiler ise kaybolmuş ama aradığım küçük şeylerin değerini. Defterlerin boyutları, o kadar da önemli değilmiş aslında. Önemli olan, onlara ne döktüğün, ne hissettiğin.
Sonuç Olarak…
Eskiz defterlerinin boyutları yalnızca bir başlangıç. Beni anlatan çizgiler, bir defterin büyüklüğüne sığmaz. İster küçük, ister büyük olsun, her defter, içimdeki farklı bir hikâyeyi anlatır. Belki de önemli olan, defteri ne kadar doldurduğumuz değil, ona ne koyduğumuzdur. İçimizdeki duyguları, hisleri ne kadar rahat aktarabildiğimizdir. O yüzden, eskiz defterlerinin boyutları nelerdir diye sorulduğunda… Benim cevabım basit: Her boyut, her duyguyu sığdırabilecek kadar geniş.